Taş Bina

      1895 yılında Haymana Redif Taburunun silah ve mühimmat deposu olarak inşa edilmiştir. 1950’li yıllara kadar askerlik şubesi olarak kullanılan iki katlı ‘Taş Bina’, bu tarihten sonra eğitim kurumlarına (Haymana Ortaokulu, Öğrenci Yurdu, 12 Eylül İlkokulu, Kız Meslek Lisesi) tahsis edilmiştir. 2006 yılından itibaren ise İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü hizmet binası olarak kullanılmaktadır. Hükümet Konağı’nın sol tarafında, 12 Eylül İlkokulu bahçesinde bulunmaktadır.

Papazın Evi

      1906 yılında yapılmış olan ilçe merkezinde bulunan özel mülkiyete ait konuttur. Evin yazıtı bulunmaktadır. Yapı, iç sofalı plân şemasına sahiptir. Sofaya sağlı sollu ikişer oda açılır. Tek katlı yapının beden duvarları moloz taş, yığma sistem ile inşa edilmiştir. Sokakla ilişkisi doğrudandır. Yapıya üstünde küçük bir pencere olan, beşik kemerli, tek kanatlı, ahşap bir kapı ile girilmektedir. Ön cephe düzgün kesme taş kaplıdır. Ahşap tavan strüktürü görülmektedir. Eser Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 1813 sayılı kararıyla tescillenmiştir. Ev, Medrese Mahallesi Pazar Caddesinde, eski Çaldağ İlkokulu arkasında bulunmaktadır.

Merkez Camii

      19.yüzyılda yapıldığı Osmanlı eseri Haymana Merkez Camii, eğimli bir arazide, beden duvarları kesme taş, yığma sistem ile inşa edilmiştir. Kuzey cephede avlusu, güney cephenin altında ise dükkân bulunmaktadır. Son cemaat mahalli sonradan eklenmiştir. Çıtalı ahşap tavanın mihrap önünde ve ortada birer göbek vardır. Alçıdan işlemeli mihrap nişi bulunmaktadır. Girişin üzerinde, ahşap korkuluklu, betonarme kolonlar tarafından taşınan kadınlar mahfili yer almaktadır. Caminin kitabesinde “Kayseri eşrafından Güpgüpoğlu avamından Kaimmakam Ahmet Mithat Bey delaleti ile me’murin-i mahalliye ile ahali-i kazanın ianat ve himmeti fevkaladesiyle müceddeden bina ve inşa olunmuştur. Sene H.1308 (m. 1890-91)” yazılıdır. Eser Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’ nun 1813 sayılı kararıyla tescillenmiştir.

Kutluhan Camii

      Altıpınar köyünden (mahallesinden) Kutluhan köyüne gidilirken yol kenarında bulunan Selçuklu eseri Kutluhan Camii, Ankara Vilayet Salnamelerindeki bilgilere göre Hicri 608/m. 1211’de yapılmıştır. Cami Anadolu Selçuklular tarafından yapılıp Osmanlı döneminde restore edilmiştir. Beden duvarları moloz taş, yığma sistem ile inşa edilmiştir. İçte ve dışta düzgün kesme taş kaplama kullanılmıştır.

Cimcime Sultan Türbesi

     İlçe merkezinde bulunan Cimcime Sultan’ın öyküsünü rahmetli Tacettin Yener’in annesi Hacı Saraylı Hanım şöyle anlatır: “Çocukları olmayan bir aile Saray’dan bir kız çocuğunu evlat edinirler ve adını Cimcime koyarlar. Ailenin bir süre sonra bir kız çocukları dünyaya gelir. Biri saraydan aldıkları evlatlık, diğeri de öz kızlarını birlikte büyütürler. Ailenin öz kızları, büyüyünce Cimcime’yi kıskanmaya başlamış. Annesiyle birlik olup Cimcime’yi evden uzaklaştırmaya karar vermişler. Evde huzuru bozulan baba da çaresiz evlatlıklarının evden uzaklaştırmasını kabul etmiş. Bir gece Cimcime’yi alıp bugünkü kaplıcanın olduğu ormanlık alandaki yerde uyuduktan sonra bırakıp gitmiş. Uyanan Cimcime Sultan’ı korku ve sıkıntı basmış. Tüm vücudunu sivilceler kaplamış, kabuklu yaralar oluşmuş. Ağrı ve sızılara dayanamayan Cimcime, yakınındaki sıcak suda yıkanmaya başlamış. Her yıkandığında ağrı ve sızılarının azaldığını, yaralarının iyileştiğini görmüş. Babalığı bir müddet sonra merak edip Cimcime’yi bıraktığı yere geldiğinde gördükleri karşısında hayretler içinde kalmış. Evlatları daha da serpilmiş, eli yüzü nur içinde, bir genç kız olmuş:

Kızım sana ne oldu ki böyle değişiverdin?

 Cimcime de başından geçenleri anlatır:

Şu kaynayan suda yıkandım, böyle oldum.’ der ve:

Ölürsem buraya gömülmek isterim.’ diye de bir talepte bulunur.

Hüsameddin Ankaravi Türbesi

      16. yüzyıldan günümüze ulaşan Türbe, Kutluhan Camii bitişinde bulunur. Anadolu Selçuklu mimarisi ile inşa edilmiştir. Eser kare plandadır. İçerisinde Hüsameddin-i Ankaravi ve talebesinin türbesi bulunmaktadır.

Aydul Baba Türbesi

Kızılkoyunlu köyünde bulunur. Haymana Sindiren yolu üzerinde, sağ tarafta, Kızılkoyunlu mahallesine 1 km uzaklıkta bulunur.

Gavurkale

      M.Ö. 16. yüzyıllarda yapıldığı sanılan Gavurkale, seyyahlar tarafından ilk olarak 19. yüzyılda keşfedilerek bilim dünyasına tanıtılmıştır. Gavurkalesi’nde yapılan ilk ciddi çalışma, Atatürk’ün isteği ile 1930 yılında H.H. Voder Osten tarafından yürütülmüştür. Bu çalışmalar sonunda önceleri sadece Hititlerin ibadet yeri olarak bilinen Gavurkale’nin önemli Frig yerleşimlerinden olduğu da anlaşılmış, o yıl bizzat Atatürk tarafından ziyaret edilmiştir. Haymana ilçe merkezine 12 km uzaklıkta, Dereköy’den Karaömerli mahallesine giderken sağ tarafta bulunan bir tepenin üzerine yapılı Kale’de, tepe üzerindeki dik kayaların güneye bakan yüzünde yer alan; birbiri ardına yürüyen iki tanrı, karşılarında oturan bir tanrıça kabartması ve bu kayalığın çevresindeki iri bloklardan oluşan duvarlar dikkat çekmektedir. Söz konusu kaya kabartmaları, Hititlere özgü eserlerden olup, Anadolu’nun değişik yerlerinde bulunan benzer anıtlardan sadece birisidir

Demirözü Mağarası

      Haymana’ya Demirözü köyü sınırları içinde, köyden 4 km daha ötededir. Mağara, 976 m. uzunluğunda, yatay girişli, fosil ana galeriye bağlı birçok koldan meydana gelmiştir. Mağaranın sonuna doğru yaklaşık 30 m’lik dik bir çatlak bulunmaktadır. Bu çatlaktan aşağıya ip ve SRT malzemesi kullanarak inile bilinmektedir. İnişin sonu; bir yarasa kolonisinin yaşadığı salona açılmaktadır. Birbirini takip eden birkaç salondan sonra mağara son bulur. Sarkıt ve dikitler açısından oldukça zengindir. Tarih öncesi çağlarda insanlar tarafından barınak olarak kullanıldığı anlaşılan mağarada antik döneme ait mezar odaları; Latince yazılmış mezar stelleri,içerisi horasanla sıvanmış bir su sarnıcı, kabartma resimli ve yazıtlı taşlar vardır.

Sındıran (Yenice) Mağaraları

Roma dönemine ait olduğu sanılan mağaralar, Sindiren (Yenice) mahallesinin kuzeyindeki tepede, içinde yaşamın sürdürülmesi için her türlü planlamanın yapıldığı, oyularak yapılmış odalardan oluşmaktadır.

Güzelcekale Mağarası

Güzelcekale mahallesindeki kayaların oyularak oda şeklinde konutların yapıldığı mağaraların Roma döneminden kaldığı sanılmaktadır.

Şerefli Gökgözü Mağarası

Şerefligökgözü Mahallesi’nin doğusunda İğdelik tepesinin batısında yer alan iki katlı mağaradır. Tüf anakayadan oluşan bir tepenin batı yamacında oyularak yapılan mağara erken Hristiyanlık döneminde kullanılmış sığınaktır. Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından 1. Derece sit alanı kabul edilmiştir.

Demirözü (Taburoğlu) Kalesi

Demirözü Mahallesi, Kızılhisar mevkiinde yeralan Taburoğlu Kalesi 300 metre yükseklikte olan sarp bir kayalık tepede kurulmuştur. Tepe düz olup 300×250 metrelik bir alanı kapsar. Kalenin batı ve güney kısmı çok sarptır. Kuzey ve doğu kısmı ise kolay ulaşılabilen yerlerdir. Burçlar doğuda yuvarlak planlı olup, kabaca dikdörtgen şeklinde kesilmiş yöresel kireçtaşından yapılmıştır. Kuzey duvarı batı duvarından farklıdır. Burası en kolay ulaşılabilen ve saldırılara karşı zayıf olan yüzdür. Bu duvar devşirme taşlardan yapılmış, birbirine yakın beşgen burçlar ile inşa edilmiştir. Bu alışılmışın dışındaki mimari tarzının en yakın örneği Ankara kalesidir. Kalenin tam orta yerinde bir Bizans Kilisesi ve bazı yapıların temel, duvar izleri görülebilir. Bizans devrinde inşa edilmiş olan bu kale, Bizans askeri yolu üzerinde yer almaktadır. Kale nispeten iyi korunmuş ve günümüze kadar gelmiştir. 1. Derece Arkeolojik sit alanıdır. Ayrıca burada Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununca korunan Demirözü mağaraları mevcuttur.

Yenice (Ammuriye) Kalesi

Sındıran(Yenice) mahallesindeki Roma döneminden kalma kalenin Ammuriye (Amorium) Kalesi olduğu tahmin edilmektedir. Ammuriye Kalesi, bir rivayete göre ilk defa Roma Kralı Zenon (474-491), diğer bir rivayete göre de Anastasius(491-518) tarafından yaptırılmıştır. Ammuriye, İslam’ın ilk devirlerinden itibaren İstanbul’un fethi için gelen Müslüman ordular tarafından kuşatılmış ve 838’de Abbasi Halifesi Mu’tasım döneminde kesin olarak zaptedilmiştir. Bahriye Üçok, “Amorium Kalesi Haymana yakınlarındadır” demektedir. Sındırea’daki kale civarında yakın zamanda bulunan Abbasi dönemi sikkeleri, kale içindeki sarnıç, Sindiren’in içlerine kadar kaleden uzanan yeraltı tüneli buranın önemli bir kale, Amorium Kalesi olması ihtimalini kuvvetlendirmektedir.

Güzelcekale Kalesi

Kale yaklaşık 160 metre yüksekliğindeki doğal bir kayalığın üzerinde kuru örgü tekniğinde inşa edilmiş bir surla çevrilidir. Roma dönemine ait bu surun üzerinde daha küçük boyutlu taşlarla, harç kullanılarak örülmüş geç Bizans dönemine ait bir sur daha bulunmaktadır. Kale içerisinde bazı mimari yapılara ait kalıntılar bulunmakla birlikte bunların en belirginleri sarnıçlardır. Yine Kale içinde çok sayıda Roma ve Bizans dönemine ait çanak çömlek parçalarına rastlanmıştır.

Mangaldağı Şehitliği

Haymana’ya 25 km uzaklıkta Yaprakbayırı, Kirazoğlu, Yurtbeyli köyleriyle çevrili Haymana, Sakarya Meydan Muharebelerinin başladığı ve tarihte 23 Ağustos Mangaldağı Muharebeleri olarak geçen tepenin adıdır. Tepe, ana savunma çizgisine göre ileriye doğru çıkıntı yapan tek başına bir mevzi durumundadır. Mangaldağı’nda şehitlik yapılmıştır.

Kışla Hastanesi Şehitliği

Eskikışla ve Gedikli köyleri arasında kurulan sahra hastanesinde şehit olanların defnedildiği yerde yapılan şehitlikte, şehitlerin ruhuna edilecek dualar için mescit ve alanlar oluşturulmuştur.

Çaldağı

Esenköy, Ahırlıkuyu, Kesikkavak köyleriyle çevrili Çaldağ Tepesi, Haymana (Sakarya) Meydan Muharebelerinin 31 Ağustos-2 Eylül Çaldağı geçtiği yerdir. İlçe merkezinin güneyinde, ilçeye 10 km uzaklıktadır.

Çaldağ Müzesi

Temelinde kilise kalıntılarına rastlanan 1927-30 yıllarında yapılan Çaldağ İlkokulu, yeni okul binası yapılan 2018 tarihinden itibaren Milli Parklar Genel Müdürlüğüne devredilip Haymana (Sakarya) Meydan Muharebesi Müzesi yapılmıştır. Haymana merkezde, Çağ Devremülklerin arkasındadır.

Atatürkevi

Haymana’ya 25 km uzaklıktaki Çalış köyündedir (mahallesindedir). Haymana(Sakarya) Meydan Muharebesi sırasında Atatürk’ün gelip bir süre dinlendiği ve işgal güçlerini gözlemlediği Hacı Mevlüt Ağa’nın odasıdır. 1900 yılında yapılan oda, bir giriş bir de oturma bölümü olmak üzere iki odalıdır. Savaştan kalan şarapnel parçaları ve eski eşyalarla Haymana Kaymakamlığı tarafından 2015 yılında Atatürkevi olarak düzenlenen odanın 12 Eylül 2006 yılında müze olarak açılışı yapılmıştır.

 

Karahoca Köyü Eski Camii

      İlçemizin Karahoca mahallesinde bulunan Karahoca Köyü Eski Camii 1906 yılında inşa edilmiş geç Osmanlı mimarisinin izlerini taşımaktadır. Yapı 2007 yılında tescil edilmiştir. Yapının içerisinde kalem içi süslemeler dikkat çeker.

Emirler Türbesi

Esenköy’de köy meydanında bulunan Türbe’nin hikâyesini Mehmet Baki Yazıcı şöyle anlatır: “Bizler buraya yerleşmeden evvel türbe varmış. Türbeye ağzı eğilenler, yüz felci geçirenler uğrar, Ocak dediğimiz türbenin yanındaki Mustafa Özkök’ün evinde bir gece misafir olur, o gece yatan hastayı, söylenene göre rüya halinde iken piri fani gelip sıvazlar, ertesi gün şifa bulup iyileşerek geri döner.” Ocak sahibi Mustafa Özkök ise Yazıcı’nın söylediklerine; “buraya gelen hastanın iyileşmesi için en önemli şart, gelenin veya getirenin sağlam bir itikada sahip olması, abdest alıp yatmadan önce 2 rekât namaz kılmasıdır. Bu şekilde evimizde misafir ettiğimiz ve ertesi gün iyileşerek geri dönen birçok hastaya şahit oldum.” açıklamalarını ekler. Hasta ve yakınları, yanlarında burada adakları kesip dağıtırlar.

Bumsuz Türbesi

Bumsuz’daki eski caminin bitişiğinde bulunan türbenin hikâyesini bu camide uzun yıllar imamlık yapan Hasan Hüseyin Alkır şöyle anlatır: “Bu bölgeler eskiden Karamanoğulları Beyliği’ne bağlı iken Beyliğin yapmış olduğu zorbalığa, derebeyliğe karşı Zeynülhac ve Bumsuz adlarındaki iki serasker karşı koyar. Bumsuz, köyün çıkışında şimdi Şehitlik denilen mevkiinde öldürülür. Yıllar sonra mezarı oradan şimdiki türbenin olduğu yere taşınır ve tekke yapılır. Köyün ismi de buradan gelir.”

Cimcime Sultan (Merkez) Kaplıcası

Hititlerden beri bilinen, üzerinde Romalıların tesis yaptığı, 1927 yılında yeniden inşa edilen, değişik zamanlarda da tadilattan geçen Merkez Kaplıcası ilçe merkezindedir. Bitişiğinde Cimcime Otel ve Ürofiz Termal Otel bulunmaktadır.

Medrese Kaplıcası

1991 yılında yapılan Medrese Kaplıcası, 150 kişilik kapasitesi ve kadınlar ile erkekler bölümü olarak iki bölüme ayrılmakta, kaplıcada iki de özel jakuzi (2- 4 kişilik) bulunmaktadır. Kaplıca suyunun sıcaklığı kaynakta 44 C, Havuzda 42-43 C, küvetlerde 41 C olarak ölçülmüştür. Soyunma kabinleri, yıkanma alanları, termal havuzları ve dinlenme lobisi bulunmaktadır.

Saray Kaplıcası

Saray Kaplıcası, ilçe merkezinin girişinde bulunan, eski adı ile “Seyran Kaplıcası” 2012 yılında yapılan restorasyon çalışmaları sonucunda tamamen yenilenerek “Saray Kaplıcası” adıyla tekrar hizmete açılmıştır. Osmanlı motifleriyle yapılan yeni tasarımı kaplıcamıza farklı bir hava vermiştir. Saray Kaplıcası içerisinde 2 adet (2 kişilik) özel jakuzi bulunmaktadır. Bayanlar ve Erkekler bölümü olmak üzere 2 bölüme ayrılan kaplıcamızın 200 kişilik kapasitesi vardır. Kaplıca suyunun sıcaklığı kaynakta 44 C, Havuzda 42-43 C, küvetlerde 41 C olarak ölçülmüştür. Soyunma kabinleri, yıkanma alanları, termal havuzları ve dinlenme lobisi bulunmaktadır.

Başdeğirmen Piknik Alanı

Haymana’ya 7 Km uzaklıkta, eski Polatlı yolu üzerinde, Kadıköy sınırlarında, 110 dekar üzerine kurulu mesire alandır. Haymana Belediyesi tarafından işletilen Başdeğirmen Piknik Alanında, piknik alanları yanında çocuk oyun parkları, voleybol, basketbol sahaları, yürüyüş yolları ve oturma grupları bulunmaktadır.

Azizo Gölü

Sinanlı ile Kerpiç köyleri arasındaki doğal gölettir. İlkbaharda kar sularının erimesiyle oluşan gölet, birçok göçmen kuşun uğrak yeridir. Yazın kuruyan gölet; nisan ve mayıs aylarında kuş cenneti görünüme bürünmektedir.

Hasanağa Deresi ve Göleti

İl Özel İdaresi tarafından Hasan Ağa Deresi olarak bilinen dere yatağına yapılmıştır. Haymana ilçe merkezinde Grannos Otelin alt tarafında bulunur.

Türbetepe

Haymana (Sakarya) Meydan Muharebesi’nin en şiddetli sahnelerinin yaşandığı Türbetepe, Bahçecik ile Alaçık köyleri arasındadır. Tepe, Mangaldağı’ndan sonra Yunan kuvvetlerini karşılamak üzere en çok hakimiyete, görüş ve ateş üstünlüğüne sahip bir savunma noktası konumundadır.

Türbetepe’yi savunan 9.Tümen, buraya kısmen mevziler yapabilmiştir. Sarp ve kayalık arazi şartları sebebiyle müdafilere avantaj sağlayacak nitelikte mevziler oluşturmak mümkün olmamıştır. Bölgede karşılıklı süngü hücumları yaşanmış olup, bu kanlı ve çetin muharebeler sırasında Türk ordusu 1000’e yakın şehit vermiştir. Başkomutan Mustafa Kemal, meşhur talimatını; “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır.” Türbetepe düştükten sonra vermiştir.

Evliyafakı Şehitliği

Sakarya Meydan Muharebesinde Yunan birliklerinin cepheyi yarmak maksadıyla en şiddetli taarruzları yaptıkları Evliyafakı köyü, III. Gruba bağlı 15.Tümen ve Batı cephesinin ihtiyatındayken 57. Tümen tarafından savunulmuştur. Göğüs göğüse muharebelerin yaşandığı bu cephede şehit düşen askerlerimiz için; Evliyafakı köyü mezarlığı içinde yapılan şehitlik ile birlikte aynı zamanda köy içerisinde savaşın izlerinin ve o günlere ait yaşamların, gelenek ve göreneklerin yansıtıldığı bir tanıtım birimi oluşturulmuştur.